Soru Cevap Rüya Tabirleri Meal Akaid Tefsir Hadis Tasavvuf Tarih ve Medeniyet Halidiye FORUM
  Ana Menü
 » Ana Sayfa
 
» Evrad-u Ezkar
 
» Risale-i Halidiyye
 
» Risale-i Kudsiyye
 
» Mail Grup
 
» İslam Alemi
 
»
İslami İlimler
 » Halidiye Mektebi

 » Mektubat
 » Arştan Hüzmeler
 » Gülzar-ı Arifan
  Üye Menüsü
K.adı
Şifre

 

Şifremi unuttum
Üye ol

 
  Siteden haberler

Seyr-i Süluk Şeması

Rıhle Dergisi Çıkıyor

  Tasvip edilenler
» Ehlullah.com
» İsmetiyye
» Ebu Bekir Sifil
» İnkişaf
» Darul Hikme
» Fetvahane
» Sadabat
» Mecelle
» Reyhanikitap
» SultanReyhani
» Tahavi
» Kerbela
» Tasavvufi Hayat
» Tasavvuf Dergisi
» Dervişan
» Ehli Sunnet
» Hak-Dilaram
» ResimKalesi
» Hazırindir
» Rıhle Dergisi






  İstatistikler

Üye sayısı: 3.640
Portal Konu sayısı: 12
Portal AltKonu sayısı: 93
Portal Yazı sayısı: 930
Forum başlıkları: 46
Forum konuları: 3.214
Forum mesajları: 11.727
Sayfa izlenimi: 640.381
Bugünkü sayfa izlenimi: 1.949
En son üyemiz: dertli29a

Sayfa oluşum süresi:xx
Gösterim süresi: xx

İp adresiniz: 38.103.63.18

  Halidiye.com | Köşe yazıları : Hz.Pirin Ashab-ı Kiram Hakkındaki Görüşleri

Müştâk-ı Cân

Hz.Pirin Ashab-ı Kiram Hakkındaki Görüşleri

Hazreti Pir Ebu’l Alemeyn Seyyid Ahmed er-Rifai
Hazeratının Ehli Beyt ve Hulefa-i Raşidin Hakındaki Mubarek Beyanları

PEYGAMBERİMİZ'İN(sav) EHL-İ BEYTİ VE AKRABASI:
Seyyid Ahmed er-Rifâî (ra) Hazretleri Ehl-i Beyt hakkında tazim gösterir, onları çok değerli görür, onları sever ve onları överdi. Şöyle derdi:
"Yüce Allah(cc) onlar hakkında şöyle buyurmuştur:
'Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden ancak her türlü kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister!' (Ahzâb,33)
قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى 'De ki: Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum.' (Şûra,23)"
Ehl-i Beyt'e yemin eden bir topluluk gördü. Onlara şöyle dedi:
"Allah(cc) cezanızı vermesin! Madem yemin ediyorsunuz, yalan yere onlarla yemin etmeyin! Yoksa helak olursunuz." Ve onlardan, bir daha Ehl-i Beyt'e yemin etmeyeceklerine dair söz aldı.
Halife Nâsır-billah hakkında konuşan bir topluluk gördü. Onlara şöyle dedi:
"Evladım! Kalkın, faydalı bir şeyle meşgul olun! Onun hakkında kötü birşey söyleyen birini duyduğunuzda, gücünüz yeterse ona karşı çıkın. Yoksa, kulaklarınızı parmaklarınızla tıkayın. Çünkü rubûbiyet divanında onların kötülüklerini iyiliklere çevirenleri vardır. Dünya, ahiret ve ikisinin içerdikleri, onlara bağıştır."

RAŞİD HALİFELER VE SAHABE:

Bağdat yolculuğunda Seyyid Ahmed er-Rifâî (ra) Hazretleri'ne eşlik edenlerden olan Şeyh Fâris(ks) anlatıyor:
Kasideci okuyordu. Toplantı uzamış fakat hiçbir fakir kalkmamıştı. Birisi birden kalktı.. Hasta gibiydi, gönülsüz... Seyyid Ahmed er-Rifâî (ra) hazretleri dizleri üzerine çöktü ve şöyle dedi:"Meclisi tamamla (sonuna kadar bekle)!"

Toplantı sona erince, Seyyid Ahmed er-Rifâî (ra) Hazretleri şehirden çıktı. Fakirler O'nu bırakmayıp Aziz Allah'a(cc) yemin vererek o toplantıda ne olduğunu haber vermesini istediler. Şöyle dedi:

"Yüce makamdan istek indi. Bütün fakirlere dağıttım, arttı. Sonra ikinci kez dağıttım yine arttı. Sonra size, kardeşlerinize, tanıdıklarınıza ve diger topluluklara dağıttım. Hiçbiri mahrum kalmadı. Ancak, iki Şeyh'e, hazreti Ebû Bekir (ra) ve Hazreti Ömer'e(ra) sebbeden (kötü söyleyen, den) hariç! Böyle yapanın ondan nasibi yoktur."

Şöyle dedi:
"Hazreti Ebû Bekir(ra), Peygamberimiz'in(sav) Sahabesi değildir diye içinden geçirenin tevbesi, yeniden İslam olmakla mümkündür."
Yine dediki:
"Peygamberimiz(sav) 'Benim Ashâbı'ma sebbetmek, bağışlanmaz bir günahtır' demiştir. Bu hadis, onlara sebbedenin şüphesiz küfre düştüğünü gösterir."
Bu söz üzerine bir fakir şöyle dedi: "Ey seyyidim! Biz, her sahabenin bizce eşit olduğunu söylüyoruz."
Seyyid Ahmed er-Rifâî(ra) Hazretleri şöyle dedi ona:
"Bu küfürdür ey mübarek! Yüce Allah(cc) diyor ki:
'İçinizden fetihden önce infak edenler ve savaşanlar, daha sonra infak edip savaşanlarla bir değildir. Onlar, sonradan infak eden ve savaşanlardan derece olarak daha büyüktür.'(Hadid, 10). Sen ise eşit olduklarını söylüyorsun ki, bu Kur'ân'ı inkar demektir. Kurân'ı reddeden veya onun bir harfini reddeden küfre düşer. Küfre düşen ise Peygamber'in(sav) şu sözü gereği katli vacip durumdadır- 'Bir müslümanın kanı ancak şunlardan biriyle helal olabilir: İmandan sonra küfür (irtidat), iffetten sonra zina veya haksız yere birini öldürmek'."
Şöyle dedi:
"Velayet sahipleri şu hususlarda icma etmişlerdir: ölülerin onlarla (sahabeyle) konuşması, onların da onlarla konuşması, konuşan ve konuşulanın durumuna göre istekte bulunmaları gerçek(leşmiş)tir. Aynı şekilde, meleklere selâm verme ve onlarla müsafaha etme, şakiyi saidden ayrıt etme, gözüyle açıkça müşahade etme, işte bütün bunlar Yüce Allah(cc) ne kadar ikram etmiş, ne kadar nasip etmiş ise, Yüce Allah 'a(cc) yönelik himmetleri ne kadar yüksek ve yüce ise o kadar nasip olmuştur onlara... herbirinin belirli bir makamı vardır, o makamı, o sınırı aşmazlar. Hazreti Rasûlullah'tan(sav) sonra insanların en üstünü Hazreti Ebû Bekir(ra), sonra Hazreti Ömer(ra), sonra Hazreti Osman (ra) sonra Hazreti Ali'dir (kv)."
Böyle söylemeyenin, böyle inanmayanın bid'atçi olduğunu, iki Şeyh'e Hazreti Ebû Bekir (ra) ve Hazreti Ömer'e(ra), sürekli sebbedenin Hak Teâlâ katında bir değeri ve şefaati bulunmadığını belirtirdi. Amr ibnu'l-As(ra) ve Muaviye(ra) ve sair bütün sahabiler hakkında ileri geri konuşanlardan, onların yapmadıkları, söylemedikleri şeyleri onlara isnad edenlerden sakındırır, onları sevmeyi emreder, yermeyi yasaklardı. Kendisi de onları methederdi ve kötülemezdi.
Şöyle derdi:
"Hak Teâlâ onları affetmiştir. Aralarında geçenlerden ötürü onları cezalandırmayacaktır. Onlar birbirlerine (haklarını) bağışlayacak ve cennete gireceklerdir,"
Bir Cuma günü, fakirler bir araya gelmişler, kasideci nağmeli şekilde okuyor ve dinleyenler oldukça kalabalık. O sırada Seyyid Ahmed er-Rifâî(ra) Hazretleri, Seyyid Abdurrahim'e (ks) şöyle dedi: -"Ey Abdurrahim! Fakirlerle sevinen şu gördüklerin var ya önceki ve sonraki günahları bağışlanacaktır. Yalnız, Hazreti Rasûlullah'ın(sav) Ashabı 'na sebbedenler (kötü söz söyleyenler) hariç!"
Seyyid Abdurrahim(ks):"Ey Seyyidim! Fakirlerle sevinenler şunlar, böyle olursa bizimle oturanlar nice olurlar?" deyince şöyle cevap verdi:
- "Ey Abdurrahim! Onların, öbürlerinde bulunmayan bir himmetleri(istek ve hedefleri) var. Onların maksadı Allah'tır(cc), başka birşey değil: ne bir ihtiyaç, ne bir sebep... Kimin maksadı Allah(cc) olursa,mükafat da onun olur."

Kaynak: Celaus sada fi sireti imami’l Huda
Yayına hazırlayan: Hz.Pir Rifai sevdalısı bir fakir.
 
Tarih: 21.02.2008    Hit: 287

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekmekte...
 Ancestor  Tarih:
 Allah razı olsun. Hz. Seyyid Ahmed Rufai hakkında nette bilgi çok az. Sizden bu konuda bilgi istiyoruz hocam.

Sayfa {1}
  Köşe Yazarları
İsmail ARSLAN 
Aşağıladıkça Büyümek! 
Mazhar ERGENE 
Sarıklı Genç 2 
Hüseyin TÜRKERİ 
Uşşakilik 
Müştâk-ı Cân 
Varidat 
Muhammed Zahid 
Müslümanlık ve Müslümanlık şekli 
Abdullah SAKİZADE 
Rufai Tarikatının Özellikleri 
Ahmet ÖZEN 
Namazın Bahası 
Söyleşiler 
Kenan Çamurcu İle 2 
  Anket
 Hangi Meal-i Şerifi Okuyorsunuz?
 Elmalılı Hamdi YAZIR
 Hasan Basri ÇANTAY
 Ali BULAÇ
 Suat YILDIRIM
 Yaşar Nuri ÖZTÜRK
 Abdülbaki GÖLPINARLI
 Hasan Tahsin FEYİZLİ
 Mahmud USTAOSMANOĞLU



  Günün Hadis-i Şerifi


Ölümden önce hayatının, hastalıktan önce sağlığının, meşguliyetinden önce boş vakitlerinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin, yoksulluğundan önce zenginliğinin kıymetini bil.

  Günün Duası
Ey Rabbim! Girişeceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla ve bana katından destekleyici bir güç bahşet!

Âmîn... Âmîn... Âmîn...
©2005 - 2008 Halidiye.com :: Tüm hakları saklıdır.
Sitemizdeki bilgileri kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
1 - 2 - 3 - 4   Tasarım, hosting: Gisa
eXTReMe Tracker