<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="http://syndication.webwizguide.info/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>Halidiye Forum</title>
  <link>http://www.halidiye.com/ForumX</link>
  <description>XML içerik linki; Halidiye Forum : Son 10 Mesajlar</description>
  <copyright>Copyright (c) 2006 Web Wiz Forums - All Rights Reserved.</copyright>
  <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 11:27:05 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Sun, 20 Jul 2008 10:18:58 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 8.03 wwf-vb</generator>
  <ttl>30</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.halidiye.com/ForumX/RSS_topic_feed.asp</WebWizForums:feedURL><image><title>Halidiye Forum</title><url>skins/msrxp/logo.gif</url><link>http://www.halidiye.com/ForumX</link></image>
  <item>
   <title>Tasavvuf : Kalplerin Azığı</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17042#17042</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=2369">Arif-i agah</a><br /><strong>Konu:</strong> Kalplerin Azığı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 10:18<br /><br /><div align="left">&nbsp;<span style="font-size: 12pt; line-height: 1.3em;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="color: navy;">Süfyan-ı Sevriden (r.a.) şu söz rivayet edilmiştir; &#8216;iki şey vardır ki kalbi katılaştırır: uzun süre tokluk ve çok konuşmak.&#8217;<br><br>Mekhul&#8217;dan(r.a.) şu söz rivayet edilmiştir: üç haslet vardır ki ALLAHu Teâlâonları sevmez. ALLAHu Teâlâ&#8217;nın sevdiği hasletler şunlardır: az yemek,az uyumak ve az konuşmak. Onun buğz ettikleri ise şunlardır: çok yemek,çok konuşmak ve çok uyumak.<br><br>Dilin günahları arasında yalan, gıybet, koğuculuk ve iftirayı zikredebiliriz.<br><br>ALLAH Resulü s.a.v. &#8216;&#8217; gıybet, bir kulun kardeşi hakkında, onda bulunan bir şeyi yokluğunda söylemesidir.<br><br>ALLAH Resulü s.a.v. gıybet zinadan daha ağırdır buyurarak onun kötülüğünü teyit etmiştir. &#093;<br><br>Müritlerinuyması gereken kuralların yukarıda detaylı bir şekilde açıklamasıyapılmıştır. Bu meyanda müridin açlığa tahammül etmesi, uykusuzluğadayanması, sükût ve halvet gibi şartlara uyması, kâmil bir insan sıfatımeydana getirir. Açlıkla kalpteki ve damarlardaki kanın azalması,damarların daralması sebebiylede şeytan barınacağı bir mekânbulamadığından nefisten arınmış bir insan hüviyetine kavuşur.<br><br>Hz Muhammed s.a.v. &#8216; kişi yemeği azalttığı zaman içi nur ile dolar&#8217; (Deylemi)<br><br>ALLAHuTeâlâ nefsimizin ıslah olmasını, kalbimizin temizlenmesini, içimizinnurla dolmasını ve yolunda yürümemizi nasip eylesin. <br><br>Âmin.<br><br>tevhidgemisi.d.</span></span></span></div><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen Arif-i agah - Bugün Saat 10:43</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 10:18:58 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17042#17042</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Tasavvuf : Kalplerin Azığı</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17041#17041</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=2369">Arif-i agah</a><br /><strong>Konu:</strong> Kalplerin Azığı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 10:18<br /><br />&nbsp;<span style="font-size: 12pt; line-height: 1.3em;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="color: navy;"><span style="color: red;">1.Halvet: </span>Halvetkalbin halktan uzak olması, bütün himmet ve gayretin Halikin emrineyöneltilmesidir. Halvet müridin sebat üzerindeki kararlılığınıgüçlendirir. Halvet kulun dünyevi hazlar üzerindeki nefsanî arzularınıazaltır. Şunu unutmamak gerekir ki gözler, kalbin kapısı gibidir.Kalbin afetleri de gözler yolu ile girer. Kalbin şehvet ve lezzetleride gözlerde bulunur.<br><br>Ulemadan bir zat şöyle demiştir:&#8216;&#8217;bakışları artan kimsenin pişmanlıkları da uzar. Halvet ahretfikirlerini çekerek yakinen gördükleri sayesinde kalbin ahrete olanilgisini artırır. O kulların hatıralarını unutturup kalbin daima mabuduzikretmesini temin eder. Halvet, sıhhat alametlerinin en büyüğüdür.<br><br>ALLAHResulünün bir hadisinde de bu yönde bir ifade vardır. &#8216;ALLAH tan afiyetdileyin kula yakini imandan sonra kula yapılan en büyük lütufafiyettir.&#8217; (Buhari)<br><br>Abdulazizden Sehl&#8217;in (r.a.) şöyle dediğirivayet edilmiştir: &#8216;velinin insanlara karışması bir züldür. Tek başınakalması ise bir izzettir. ALLAH dostu velileri pek ender olarak halkiçinde gördüm.&#8216;<br><br>İnsanın tok olması ise dünya hayatında arzu ve hevanın anahtarını teşkil eder.<br><br>Sahabedenbiri (r.a.) şöyle demiştir: &#8216;ALLAH Resulünden s.a.v. sonra ortaya çıkanilk bidat tokluktur. Çünkü insanları karınları doyduğu zaman şehvetleride azar.&#8217;<br><br>Ayşe&#8217;den (r.a.) rivayet edildi ki : &#8216;ALLAH Resulü s.a.v. ve ashabı isteksizce acıkırlardı.&#8217;<br><br>EbuCüheyfe (r.a.) ise şunu rivayet etmiştir: O ALLAH Resulünün yanındageğirmişti. ALLAH Resulü şöyle buyurdu: &#8216;geğirtini bizden uzak tut.Sizin dünyada en uzun tok kalanınız ahrette en aç kalanınız olacaktır.&#8217;</span></span></span><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen Arif-i agah - Bugün Saat 10:42</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 10:18:00 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17041#17041</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Tasavvuf : Kalplerin Azığı</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17040#17040</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=2369">Arif-i agah</a><br /><strong>Konu:</strong> Kalplerin Azığı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 10:17<br /><br /><font face="Geneva, Arial, Helvetica, sans-serif" size="3"><b>&nbsp;</b></font><span style="font-size: 12pt; line-height: 1.3em;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="color: navy;"> <span style="color: red;"> 1.Sükut: </span>Sükutagelince sükut aklı aşılayan Vera( Takvâ, sakınma, korunma, günahtanhassasiyetle kaçma ve korkma, haramlar bir tarafa, şüpheli olanşeylerden, mâlâyânî ve boş şeylerden uzak kalma. Vera', kısaca "dînîhükümlere riayette titizlik" manasına gelir.) yı eğiten ve takvayıcelbeden bir fazilettir. ALLAHu Teâlâ sükût ile kula sahih tevil vetercih edilen bir ilim ile çıkış nasip eder ve sükûtu tercih etmesisebebiyle onu sözde ve amelde doğruluğa muvaffak kılar.<br><br>Ukbe binAmir (r.a.) şöyle demiştir : &#8216;&#8217; Ey ALLAH Resulü kurtuluş nasıl olur?Buyurdu ki: dilini tut evin sana yetsin ve günahın için ağla.&#8217;&#8217; (İbniHanbel)<br><br>Abdullah bin Süfyan (r.a.) babasından şu ahdisi rivayetetti &#8216;&#8217;Dedim ki: Ey ALLAH Resulü bana İslam için öyle bir vasiyet etki, senden sonra onu hiç kimseye sormayayım. ALLAH Resulü s.a.v.buyurdu ki &#8216;&#8217;RABBİM ALLAH&#8217;tır de, sonrada istikamet üzere ol.&#8217;&#8217; Bununüzerine şöyle dedim. &#8216;&#8217;Bunları yaptıktan sonra neden sakınayım?&#8217;&#8217; Ozaman ALLAH Resulü s.a.v. : &#8216;Bu&#8217; buyurdu ve dilini işaret etti.<br><br>ALLAHResulünün bir vaazında ise şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir. : &#8216;&#8217;nemutlu o kimseye ki kendi ayıbı ile uğraşması, başkalarının ayıplarınıaramasını engeller, malının fazlasını infak eder ve sözünün fazlasınıtutar. &#8216;&#8217;<br><br>Bir âlimde şunu söylemiştir. Bir kulun dili istikametbulduğunda diğer amellerini de sağlam görürüm. Dilinde yanılma olankulun ise diğer amellerinde daima fesat görürüm.<br><br>Zunnun-i Mısri (r.a.) şöyle derdi &#8216;&#8217;korku kaygılandırır, hayâ ise susturur.&#8217;<br><br>Hasanel-Basri (r.a.) şöyle demiştir: &#8216;&#8217;müminin dili kalbinin arkasındadır.Konuşmak istediği zaman tefekkür eder. Konuşmak eğer lehinde isekonuşur, aksi halde dilini tutar. Münafığın kalbi ise dilininucundadır. Yani o kalbine doğan her şeyi söyler. Konuşmadan önce hiçduraksamaz ve düşünüp taşınmaz.</span></span></span><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen Arif-i agah - Bugün Saat 10:40</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 10:17:10 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17040#17040</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Tasavvuf : Kalplerin Azığı</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17039#17039</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=2369">Arif-i agah</a><br /><strong>Konu:</strong> Kalplerin Azığı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 10:16<br /><br />&nbsp;<font face="Geneva, Arial, Helvetica, sans-serif" size="3"><b><br></b></font><span style="font-size: 12pt; line-height: 1.3em;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="color: navy;"><span style="color: red;"> 1.<span style="color: red;">Uykusuzluk:</span></span>Abdulvahit b. Zeyd, ALLAH üzerine yemin ederek şöyle derdi: &#8216;&#8217;çünküaçlık ve uykusuzluk kalbi nurlandırıp onu parlatır. Kalbin nurlanmasıgabya yakından temas etmeyi, kalbin parlaması ise yakini imanınsaflaşmasını sağlar. Nurlanma ve parlaklık, kalbe aklık ve yumuşaklıkkazandırır.&#8216;&#8217;<br><br>Harise el-Ensari (r.a.) bu babda şöyle birnitelemede bulunmuştur. &#8216;&#8217;Nefsim dünyadan geçtiğinde sanki RABBİMinarşını apaçık dururken görür gibi oldum. Sanki birbirlerini ziyareteden cennet ehline ve birbirlerine düşmanlık eden cehennem ehlinebakıyor idim. &#8216;&#8217;<br><br>ALLAH Resulü s.a.v. mümin kalbini vasf ederkenşöyle buyurmuştur. &#8216;&#8217; kalpler dört çeşittir. Bir kalp vardır ki içindeyalnızca ışık saçan bir çerağ vardır. Bu müminin kalbidir.&#8217;&#8217; (İbniHanbel)<br><br>Şunu bil ki âlimlerin uykusu, ancak uzun süren uykusuzluğun ardından uykusun ağır basmasıyla olur.<br><br>Abdalzümresinin sıfatları arasında şunlar sayılır. &#8216;&#8217;Yemeği ölmemek içinyemek, sözü ancak zaruret halinde söylemek. Geceyi sevdiği ALLAHu Teâlâiçin uykusuz geçiren kimse elbette gündüz onun emirlerine muhalefetetmeyecektir. Çünkü o, bütün gecesini ona hizmetle geçirmiştir.&#8217;&#8217;</span></span></span><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen Arif-i agah - Bugün Saat 10:39</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 10:16:23 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17039#17039</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Tasavvuf : Kalplerin Azığı</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17038#17038</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=2369">Arif-i agah</a><br /><strong>Konu:</strong> Kalplerin Azığı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 10:15<br /><br /><font face="Geneva, Arial, Helvetica, sans-serif" size="3"><b>&nbsp;<br></b></font><span style="font-size: 12pt; line-height: 1.3em;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="color: navy;">&nbsp;<span style="color: red;">1.Açlık:</span>Açlık kalpteki kanı azaltarak onu ağartır. Bu aklaştırma, kalbinnurunun beyazlaşmasını temin ederek, kalbin yağını eritir. Kalbinyağının erimesi, onun yumuşaklık ve şefkatini artırır. Yumuşaklık iseher hayrın anahtarıdır. Katılık (kasavet) ise her türlü şerrinanahtarıdır.<br><br>Kalbin kanı eksildiği zaman düşmanların ona nüfuzetmesi zorlaşır. Çünkü şeytanın yeri kalpteki kandır. Kalp rikkat bulupyumuşadığı zaman, düşmanın hâkimiyeti de zayıflar. Filozoflar (kalpkanın böbreğidir) derler. Bu sözlerinde dayandıkları delil ise insanöldüğü zaman vücudundaki kanı ancak ruhunun teslimiyle birliktekaybeder olmasıdır.<br><br>Filozofların bazıları ise, nefsin yatağının kan olduğunu söylemişlerdir. Bizce sıhhatli olan görüşte budur.<br><br>ALLAHResulünden s.a.v. rivayet edilen şu hadiste bunu doğrular: &#8216;&#8217; şeytan,Âdemoğlunun kanında hareket eder. Açlık ve susuzlukla onun kanallarınıdaraltır&#8217;&#8217; (Ebu Davud)<br><br>Açlıkta ise kanın eksilmesi sözkonusudur. Kanın eksilmesi, insanın ezeli düşmanı olan şeytanın yolarıolan damarların daralmasını ve mekânın darlığından dolayı nefsinmeskeninin zayıflamasını sağlar.<br><br>Açlık, zühdün anahtarı veahretin kapısıdır. Açlıkla nefsin zilleti, teslimiyeti, zayıflatılmasıve kırılması mevzu bahistir. Bütün bunlarda kalbin hayat ve salahınınözünü teşkil ederler. Açlık ile ulaşılabileceklerin en alt noktası,sükûtun tercih edilmesidir. Sükûtta ise selamet vardır.<br><br>Sehl(r.a.) der ki: &#8216;&#8217;hayrın tamamı şu dört şeyde toplanmıştır. Abdalınabdal olması da bunlar sayesindedir. Karınların boş tutulması, sükût,uykusuzluk ve insanlardan uzaklaşma. Kim açlığa ve zarara karşısabredemezse bu işin hakikatine ulaşamaz.&#8217;&#8217;</span></span></span><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen Arif-i agah - Bugün Saat 10:38</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 10:15:48 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17038#17038</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Tasavvuf : Kalplerin Azığı</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17037#17037</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=2369">Arif-i agah</a><br /><strong>Konu:</strong> Kalplerin Azığı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 10:15<br /><br /><font color="#ff0000">&nbsp;</font><span style="font-size: 12pt; line-height: 1.3em;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="color: navy;"><font color="#ff0000">1-- MÜRİDLERİN UYMASI GEREKEN KURALLAR</font><br><br>&#091;Ulemadan bir zat öyle demiştir. Halk üç şey ile perdelenir. Para aşkı,önderlik sevdası ve kadınlara teslimiyet. Bir arif ise şöyle dedi.Kulu, ALLAHu Teâlâ&#8217;ya ibadetten üç şey alı koyar. Müritliktesamimiyetin azlığı, tariki bilmemek ve şer âlimlerinin hevaya dayalıkonuşmaları.<br><br>Müridin şu yedi haslete sahip olması gerekir:<br><br>1.Müritlikte sıdk ki bunun alameti hazırlık yapmaktır.<br>&nbsp;&nbsp; <br>2.ALLAHa (c.c.) itaatte sebep oluşturmaktır ki bunun alameti; kötü arkadaşları terk etmektir.<br>&nbsp;&nbsp; <br>3.Nefsinin halini bilmek ki bunun alameti; nefsin afetlerini keşfetmektir.<br>&nbsp;&nbsp; <br>4.ALLAH&#8217;ı (c.c.) bilen âlimlerin meclislerine katılmak ki bunun alameti; böyle âlimleri diğerlerine tercih etmektir.<br>&nbsp;&nbsp; <br>5.Tövbeyi Nasuh ile tövbe etmektir ki bunun alameti; heva ile bağları kesmektir.<br>&nbsp;&nbsp;<br>6.Nefsin arzuladığı şeyde züht sahibi olmak ve ilmin zemmetmediğihelal lokmayı yemektir ki bunun alameti; onu aramaktır. İlmin nefsinehâkim olması ise, şeraitin hükmüne uygun olan mubah yollarla olmalıdır.<br>&nbsp;&nbsp;<br>7.Bütün bunlarda kendisine destek olacak Salih bir arkadaş sahibiolmaktır ki, Salih arkadaşın alameti; kendisine takva ve iyilikteyardım etmesi, günah ve saldırganlıktan men etmesidir.<br><br>Bu yedihaslet, müritliğin azığı olup, müritliğin dürüst ve sağlam oluşubunlara bağlıdır. Bu yedi haslete ulaşabilmek için de şu dört şeydenistifade edilir. Bu dört unsur, meskur yedi hasletin binasının sağlam,temellerini güçlü olmasını temin eder.<br><br>Bunlar şöyle sıralanabilir<br><br>&nbsp; &nbsp;1.Açlık<br>&nbsp; &nbsp;2.Uykusuzluk<br>&nbsp; &nbsp;3.Sükût<br>&nbsp; &nbsp;4.Halvet<br><br>Budört unsur, nefsin hapsi ve hareket sahasının daraltılması, onunezilerek bağlanmasını sağlar. Böylelikle nefsin tabi sıfatlarızayıflatılıp muamelesi güzelleştirilir. Bu dört unsurdan her birininkalp üzerinde belli bir müspet tesiri vardır.</span></span></span>&nbsp;&nbsp;<span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen Arif-i agah - Bugün Saat 10:45</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 10:15:03 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17037#17037</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Tasavvuf : Kalplerin Azığı</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17036#17036</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=2369">Arif-i agah</a><br /><strong>Konu:</strong> Kalplerin Azığı<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 10:11<br /><br />&nbsp;<font color="#000000" face="Geneva, Arial, Helvetica, sans-serif"><b><font size="4"></font></b></font><span style="font-size: 12pt; line-height: 1.3em;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="color: navy;"><br><font color="#ff0000">&nbsp;Kalplerin Azığı</font><br><br>Bismillahirrahmanirrahim<br><br>Cüneyd-iBağdadi Hazretleri &#8220;Tasavvuf ALLAH&#8217;u Teâlâ&#8217;nın ahlakı ileahlaklanmaktır.&#8221; diye tarifini yaptığı tasavvufa gönül bağlayanmüritlerin kalplerinin ALLAHu Teâlâ&#8217;yı daim zikretmesi ve ruhlarınınkötülüklerden temizlenmesi için uyması gereken kurallar vardır.<br><br>Tasavvufilmi, insana imanın yerleşmesini, ibadetlerini seve seve ve kolaylıklayapmasını, ALLAHu Teâlâ&#8217;nın sevgisine kavuşmasını, kalbin kötühuylardan temizlenmesini, ALLAH (c.c.) sevgisi dışında sevgilerinkalpten çıkarılmasını sağlar.<br><br>Tasavvuf: &#8216;&#8217; Bir müslümanın İslamahlakı ile ahlaklanması için lazım olan bilgileri ve kuralları öğretenbir ilimdir.&#8217;&#8217; Bir insanın islamı yaşayabilmesi için birinci kuraldoğru bir iman sahibi olması gerekir. İkinci kural islamiyetin emir veyasaklarını öğrenmektir. Üçüncü kural kalbin kötülüklerdentemizlenmesidir.<br><br>ALLAHu Teâlâ Rad suresi 28. Ayetinde buyurdu ki:<br><br>-Kalplere imanın sinmesi, yerleşmesi ancak ve yalnız zikir ile olur.<br><br>İmamGazalinin dev eseri İhya-u ulumiddini hazırlarken başvurduğu temelkaynaklardan olan Şeyh Ebu Talib El-Mekki (r.a.) nin 4 ciltlik Kutü&#8217;lKulüb* (kalplerin azığı) adlı tasavvufla ilgili eserinde müritlerinuyması gereken kurallar ile diğer önemli temel konularla ilgiliaçıklamalar bulunmaktadır.<br><br>Bu kurallar aşağıda belirtilmiştir:</span></span></span>&nbsp;<span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen Arif-i agah - Bugün Saat 10:44</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 10:11:19 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4652&amp;PID=17036#17036</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Beyin F&#305;rt&#305;nas&#305; : Aklımı nasıl kullanmalıyım ?</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4569&amp;PID=17035#17035</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=4951">hayret01</a><br /><strong>Konu:</strong> Aklımı nasıl kullanmalıyım ?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 10:05<br /><br /><P>hocalarımızdan bir çok kere duydum, </P><DIV>dünya aklı, ahiret aklı</DIV><DIV>dünya aklı, ahiret aklı</DIV><DIV>dünya aklı, ahiret aklı</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>dünya aklı çıkara dayalı, ahiret aklı ise bedava... taliplisine.</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>şimdilerde insanlarda adet olmuş, oğlum, kızım, doktor olsun, avukat olsun, pilot olsun, falan olsun, filan olsun,</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>yahu kardeşim insaf önce hoca olsun sonra ne olursa olsun...</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>insanlar paranın hesabını öyle güzel yapıyorlarki şaşıyorum, ama iş ahirete gelince zorlanıyorlar, bazılarıda hiç zorlanmıyo ! çünkü hesap yapmıyo...</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>"ama ben bilmiyorum"... </DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV><strong>"bilene sor"...</strong></DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV>"ama etrafımda&nbsp;bilen yok"...</DIV><DIV>&nbsp;</DIV><DIV><strong>"niye akıllı değiller miydi?"...</strong></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 10:05:17 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4569&amp;PID=17035#17035</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>Kitaplar ve Dergiler : Kaç kitabınız var ?</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4649&amp;PID=17034#17034</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=4952">akıllım</a><br /><strong>Konu:</strong> Kaç kitabınız var ?<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 09:48<br /><br />&nbsp;<FONT size=4>Okuduğum kitapları değil de son okuduklarımı diyeyim: </FONT><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Şu anda ttatildeyim...Bu yüzden "Destan"ımsı takılıyorum.</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Battal Gazi Destanı ve Danişmen Gazi Destanı son haftanın kitapları.</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Danişmend Gazi&nbsp; Destanı'nda.."Melik Gazi o din canbazı" tbirleri çok geçiyor...Melik Gazi için "Din canbazı" denildiği yerde "Molla"nın&nbsp; "Dinbaz"ı aklıma geliyor...Molla "haksız" oluyor.</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Her iki destanda da "himmet" kelimesi çok geçiyor..."Gidelim ağamzıla görüşüp himmetini alallım"... veya "Sen himmetini bizimle eyle gerisi Hakk Teala'ya kalmış" anlamında&nbsp; çokca geçiyor...Yani.."Himmet&nbsp; dahi "Molla" düzeyinde değil...Himmet kelimesinden "akıllım" ne anlıyorsa, destanları rivayet edenler nezdinde Battal Gazi,Danişmend Gazi ve yoldaşları da aynı şeyi anlıyor.</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Gerek Battal Gazi ve gerekse Melik Gazi (Danişmend Gazi) her müşkül işlerinde Resulullah Efendimizi rüyalarında görürler...Keza,müslüman olan Rum kızları veya Rum Pehlivanları da müslüman olmadan önce&nbsp; rüyalarında Efendimizi&nbsp; görürler...Rum kızları ve Pehlivanları,Eefndimizden,yarın olacakları görürler.</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>-Birisi gelecek..O benim ciğer-guşemdir.O benim oğlumdur..Ona itaat eyle ve müslüman ol ki cehennem ateşinden kurtulasın.</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Kız&nbsp; ya da pehlivan..sabah olduğunda karşısında o yiğiti görür...Ayağına yüzün sürer ve müslüman olurlar.</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Destanlarda "kız"lar bir "kızıl elma"dırlar.Nereye giderlewrse gitsinler,"nikah"lı olarak birisinin olmadıkça kız-oğlan kızdırlar...Demekki,o zamanın "dev"leri&nbsp; ve jafirleri bile nikahsız olarak hiç bir kadına el sürmezlermiş,diyesi geliyor.</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Neyse...</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Bir de Edhem Cebecioğlu'nun çıkardıüı "tasavvuf" dergisinin iki sayısını tatile götürdüm...Oradaki makaleleri de hemen hemen bitirdim...Son sayısı İbn-i Arabi üstüne....</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT></DIV><DIV><FONT size=4>Herkeslere selamlar.</FONT></DIV><FONT size=4>&nbsp;</FONT><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen akıllım - Bugün Saat 09:49</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 09:48:55 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4649&amp;PID=17034#17034</guid>
  </item> 
  <item>
   <title>K&#252;lt&#252;r - Sanat : HALKA İLİŞKİLER GELENEĞİMİZ</title>
   <link>http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4651&amp;PID=17033#17033</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.halidiye.com/ForumX/member_profile.asp?PF=3792">dedekorkut1</a><br /><strong>Konu:</strong> HALKA İLİŞKİLER GELENEĞİMİZ<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Temmuz 2008 Saat 09:08<br /><br />&nbsp;<P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 26pt">HALKA İLİŞKİLER GELENEĞİMİZ<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></SPAN></P><H1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><FONT size=3>ALPEREN GÜRBÜZER</FONT></H1><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><o:p>&nbsp;</o:p></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><o:p>&nbsp;</o:p></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Anadolu&#8217;ya ayak bastığımızda hertür insan vardı. Çeşitliliği kaynaştıran iksirimizle Anadolu&#8217;nun Türkleşmesi zor olmadı. Ahi ve diğer teşkilatlarımız sayesinde Anadolu coğrafyası bir kilimin desenlerine dönüşüyor. Günümüzde sıkca kullanılan halkla ilişkiler cümlesinin tatbikatını tarihi geleneğimizde bütün çıplaklığı ile mevcut. Anadolu uçlarına yerleşen Şeyhler, müderrisler, alperenler ve gaziler vasıtasıyla halkla ilişkilerimiz doruğa ulaşmıştır..</P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </SPAN><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;</SPAN>Değişik kimliğe sahip insanlarla sevgi bağı kurma sufi ve derviş-gazilerin belagatıyla Türk&#8217;ün imajı tazelenip, diğer milletlere örnek teşkil ediyordu. Esasen halkla ilişkiler bizde 11. asırda kullanılmaya başlamış, dünyada ise 19. asır ortalarında ancak önemi kavranılabilmiş..<SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </SPAN>Sanayi devriminin getirdiği değişim gereği çevreyi ikna etme mecburiyeti doğmuş, insanları birtakım meselelerde bilgilendirme açısından halkla ilişkiler önemli bir konu olarak ortaya çıkmıştır.. Batıda bu kavramın doğuş kaynağı tamamen para ve güce dayanır. İktisadi gelişmelere kılıf bulmak için başvurulan metoddur halkla ilişkiler.</P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Batıdan ithal edilen bu anlayış, toprağımıza da sıçramış ve halkla ilişkilerimiz torpil sistemine göre ayarlanmıştır.<SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </SPAN>&#8216;<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Adamın varsa yapamıyacağın iş yoktur</B>&#8217; mantığı herkeske kabül gören geçer akçe maalesef.</P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Ekonomi ve iletişim kanallarının daha da gelişmesiyle birlikte siyasilerin kendilerini tanıtmada türlü yöntemlere başvurdukları gözlenmektedir. Siyasetle özdeşleşen halkla ilişkilerimiz mevcut. Bağımsız düşünülmeyen halkla ilişkiler siyasete hizmet ediyor. Böyle olunca da dışa kendimizi tanıtamıyoruz. Ahiler ve derviş gaziler vasıtasıyla daha önce Anadolu da var olan Bizanslılara ve diğer kavimlere Türk&#8217;ün hoşgörüsünü tanıtabiliyor, hem de anlatıp model olarak uygulamasını gösterebiliyorduk. Örnek tutumumuz diğer kavimlere &#8216;<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bende Türküm</B>&#8217; dedittirebiliyordu. Ne olduysa sonradan değiştik ve bugünlerde;<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> &#8216;benim ne olduğum belli değil&#8217; </B>diyenler çoğaldı. Tarihle bağlarımız çözülünce ister istemez bu tablo ortaya çıktı. Hani o Türk&#8217;ün misafirperverliği? Hani o cana yakınlık? Hani O insan sevgisiyle dolu halimiz?</P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Anadolu ruhumuzu ortaya koyacak tanıtıma her geçen gün ihtiyacımız daha da artıyor. O ruhtan uzaklaştıkça beynimiz ve kalbimiz dış tanıtımların etkisine maruz kalıyor. Halkların birbiriyle kaynaşmasını sağlayacak halkla ilişkiler kültürümüzün canlandırmamız gerekiyor ki, yeniden dirilişimiz gerçekleşebilsin. Varolan değerlerimizi harekete geçirerek, dünyaya açılabiliriz. Bizim her şeyde olduğu gibi halkla ilişkilerde ve tanıtım mevzusunda da eksiğimiz sözkonusu. Tabir caizse imajımızı yitirmişiz, imaj tazelememiz şart.</P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Sosyal değişmelerin hızla yaşandığı çağımızda halkla ilişkiler herkeske kabül gören önemli bir olgu. Bugünün süper devlet konumunda olan ABD sanayi çağının başlangıcında demiryolunu halkına kabül ettirmek için denemediği yol kalmamıştır. Çünkü demiryolu bahçe ve tarlalardan geçeceği için insanları bir şekilde ikna etmek gerekiyordu. Hatta Amerikan filimlerine bile konu olan ikna etme yöntemlerinde zor kullanma dediğimiz teksas kovboylarını andırırcasına tabanca dayatmayı görüyoruz. Sanayinin ilk yıllarında görülen şantajlar Amerikan halkınının okuma ve yazmada aşama kaydetmesiyle &#8216;<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sarı gazeteciliğe&#8217;</B> dönüşür. Halkı ikna etmede avukatlar aracılığı gazetelere gönderme yaparak &#8216;<B style="mso-bidi-font-weight: normal">biz şundan dolayı yapıyoruz</B>&#8217; türünden metodlar izlenilir. Fakat bu yöntem ters teperek gazetecilerin halkla içten pazarlığa girerek şu kadar para verirseniz hakkınızı savunuruz tablosu ortaya çıkmasına yol açıyor.. İşte sarı gazetecilik hadisesi dediğimiz mesele para ve güce dayanan manevradan ibarettir. İngiltere&#8217;de de küçük yaşta çocukları maden ocaklarında çalıştırmaya kılıf bulmak için halkı ikna için &#8216;<B style="mso-bidi-font-weight: normal">şu sebeplerden dolayı çalıştırıyoruz</B> &#8216;<SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </SPAN>gibi açıklama ihtiyacı duyulmuş. Yine 19. asrın sonu ve yirminci asrın başlarında kömür ocağında çalışanlar arasında yaşanan tartışmayla patronuna durumu intikal ettirilerek beraber ortak bildiri yayınlamasına vesile oluyor. Bu vaka ile profesyonel anlamda halkla ilişkiler uzmanı sıfatına namzed addediliyor. İlk bildirinin özü şu: <B style="mso-bidi-font-weight: normal">basından gizli ve saklımız olamaz. İstedikleri zaman kapımız onlara açık, doğru haber almaları için bizden doğruyu alabilirler. Çünkü doğruluktan ayrılmayacağımıza yemin ediyorum.<o:p></o:p></B></P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Gerek Amerika da yaşanan demiryolu hadisesi, gerek İngiltere de az parayla çalışan çocukların maden ocaklarındaki dramın iç yüzünü anlatmak mecburiyeti halkla ilişkiler olgusunun başlamasına neden olmuş ve buradan da kömür ocağında yaşanan olaylardan sonra ortaya çıkan halkla ilişkiler bildirisi batı&#8217;nın bu konuda periyodik halkla ilişkiler serüveninin seyrininin ip uçlarını veriyor..<SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </SPAN>Ki; 1923&#8217;te Burney,<SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </SPAN>ilk kez <B style="mso-bidi-font-weight: normal">Halkla İlişkiler</B> ibaresini teleffuz edebiliyor. Bizde de Osmanlı&#8217;ının yıkılışından sonra Cumhuriyete geçişte halkı ikna için devrimlerin anlatımı cihetine gidilmesi sözkonusudur. Fakat halkla ilişkiler terimini kullanmak 1960&#8217;lardan sonra Türkiye gündemine yerleşebiliyor.</P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Ülkemiz tamamen sanayileşme sürecine giremediği için halkla ilişkiler teriminin önemi tam manasıyla kavranılamamıştır. Tıpkı sivil toplum gerçeğini anlamadığımız gibi. Tepeden yönlendirmeler halkla yöneticiler arasında duvarlar örmüş, bu durum halkın yeterince sivil şuura erişememesine sebep olmuştur. Halkla ilişkilerimiz sadece seçim zamanlarında görülmüş,<SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </SPAN>bunun ötesinde bir halkla ilişkiler anlayışımız yok denecek seviyededir. İktisadi anlamda kültürel manada şuurlu bir halkla ilişkiler mekanizması oluşturalamamış,<SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </SPAN>kendi iç dinamiklerimize açıklamadığımız gibi dış dinamiklerede kayıtsız kalmışız. Türkiye&#8217;nin aleyhinde yazılan makaleler Türk ürünlerininin başka ülkelere mal edilmesi gibi tanıtımlar dış dünyada gırla gidiyor, biz ise bütün bu olanlara sessiz kalıyoruz maalesef. Demek ki kendimizi tanıtamamışız, kabüllerimizi ortaya koyacak strateji belirleyememişiz, ondan sonra da; efendim bizi küçük görüyorlar, hafife alıyorlar tarzında ahü vahlar ve serzenişte bulunuyoruz. Elbette gale almazlar, ne kendi içimizde barışıklığımız var ne de dışarıda&#8230; Bir kere tarihi mirasızımızı reddediyoruz, biz bu durumda batı&#8217;ya kendimizi tanıtım nasıl yapabiliriz? Tarih kitaplarımız yanlışlıklarla dolu. Objektif tarih bilinci geliştiremediğimiz sürece Bosna&#8217;da Mimar Sinan&#8217;ın talebisinin inşa ettiği Mostar Köprüsünün yıkılışı canevimizden vuracaktır. Osmanlı&#8217;yı suçlayarak biryere varacağımızı sanıyorsak yanılıyoruz. Hemde büük bir yanılgı. Bugün azcık da olsa Avrupa da kimliğimizden bahsedilebiliniyorsa Osmanlı sayesinde.<SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </SPAN>Biz ecdadıdımızı unuttuk ama Avrupa hala unutmadı.</P><P =Ms&#111;normal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><SPAN style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Halkla ilişkiler kavramına yeni boyut kazandırmalı ve geleneğimizle barışık kılmak mecburiyetindeyiz. Aksi takirde güdük kalmaya mahkûm oluruz. Vesselam.</P>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 09:08:20 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.halidiye.com/ForumX/forum_posts.asp?TID=4651&amp;PID=17033#17033</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>